Showing posts with label TUR. Show all posts
Showing posts with label TUR. Show all posts

Thursday, March 5, 2020

TUR -- Manlio Dinucci -- 30 000 asker maskesiz olarak Avrupa’ya geliyor

30 000 asker maskesiz olarak Avrupa’ya geliyor

ABD, Defender Europe 20 tatbikatı dolayısıyla Avrupa’ya en büyük birlik naklini düzenleyerek güç gösterisinde bulunmaktadır... Birkaç yıl önce askerlerini onları bilgilendirmeden deneyler için feda eden bu ülke, koronavirüs salgını karşısında onları korumak için hiçbir önlem almayacaktır.
 | ROMA (İTALYA)  
JPEG - 44.2 kb
Amerika Birleşik Devletleri, koronavirüs uyarı seviyesini Lombardiya ve Veneto için 4 seviyesinde (« seyahat etmeyin ») olmak üzere, İtalya için Çin ile aynı seviye olan 3’e (« zorunlu olmayan hallerde seyahatten kaçının ») yükseltti. American Airlines ve Delta Air Lines havayolu şirketleri, New York ve Milano arasındaki tüm uçuşlarını askıya aldı. Uyarı seviyesi 2 olan Almanya, Polonya ve diğer Avrupa ülkelerine giden ABD vatandaşları « daha fazla önlem almalıdır ».

Ancak bu kurallardan muaf olan bir Amerikan vatandaşı kategorisi bulunmaktadır: son 25 yılda ABD birliklerinin Avrupa’daki en büyük konuşlanışı olan Defender Europe 20 tatbikatı için ABD’den limanlara ve havaalanlarına gelmeye başlayan 20 000 asker. Tatbikata, halen mevcut olanlarla birlikte, Nisan ve Mayıs aylarında yaklaşık 30 000 ABD askeri, İtalya dahil 17 NATO üyesi ve ortağı ülkeden ayrıca 7 000 asker daha katılacaktır.
İlk zırhlı birlik, ABD’nin Savannah limanından Almanya’daki Bremerhaven limanına ulaştı. ABD’den 6 Avrupa limanına (Belçika, Hollanda, Almanya, Letonya ve Estonya’da bulunan) toplam 20 000 parça askeri donanım gelmektedir. Ayrıca 13 000 donanım daha, US Army Europe tarafından başta Almanya, Hollanda ve Belçika olmak üzere önceden konuşlandırılmış depolardan tedarik edilmektedir.
US Army Europe’un verdiği bilgiye göre bu operasyonlar, « çok sayıda ülkeden on binlerce askerin ve sivilin katılımını gerektirmektedir ». Aynı zamanda ABD’den 7 Avrupa havaalanına, 20 000 askerden oluşan birliğin büyük bölümü gelmektedir. Bunların 6 000’i, Arizona, Florida, Montana, New York ve Virginia dahil 15 eyaletten 6 000 Ulusal Muhafız askeridir. US Army Europe’un verdiği bilgiye göre, Nisan ayında tatbikatın başlangıcında 30 000 ABD askeri, « Rus tehdidine » açık bir göndermeyle, « Avrupa’yı herhangi bir potansiyel tehditten korumak » için, « Avrupa’nın çeşitli bölgelerine yayılacaklardır ». Avrupa’daki ABD kuvvetlerine komuta eden ve aynı zamanda Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı olarak NATO kuvvetlerine komuta eden General Tod Wolters, « Avrupa Birliği, NATO ve ABD’nin Avrupa Komutanlığı’nın altyapıyı geliştirmek için birlikte çalıştığını » belirtmektedir. Bu çalışma, askeri konvoyların 4 000 km’lik transit güzergahlar boyunca hızla hareket etmesine imkan tanıyacaktır.
On binlerce asker, on ülkede düzenlenecek tatbikatlar için sınırları aşacaktır. Polonya’da, 12 tatbikat sahasına 16 000 ABD askeri, yaklaşık 2 500 araçla gelecektir. Veneto’da konuşlu 173. Tugay’a bağlı ABD’li paraşütçüler ve Toskana’da konuşlu Folgore Tugayı’na bağlı İtalyan askerleri, ortak lansman tatbikatı için Letonya’ya gideceklerdir.
Defender Europe 20, « Amerika Birleşik Devletleri’nden, Avrupa’da büyük bir muharebe gücünün hızla konuşlandırılması yeteneğini geliştirmek » için planlandı. Dolayısıyla da, on binlerce askerin koronavirüs karşısında sağlık kurallarına tabi tutulmasını ve istirahat saatlerinde yerel halkla temas etmelerinin engellenmesini neredeyse imkansız hale getiren süre ve prosedürlere göre gerçekleşmektedir. Buna ek olarak, US Army Europe Rock Band, Almanya, Polonya ve Litvanya’da büyük izleyici kitlelerinin ilgisini çekecek bir dizi ücretsiz konser verecektir.
« Avrupa’nın çeşitli bölgelerine yayılacak » olan 30 000 ABD askeri böylece, siviller için geçerli olan koronavirüse karşı önleyici kurallardan fiilen muaf tutulmaktadır. Bu konuda US Army Europe’ın verdiği güvence yeterlidir: « koronavirüsü gözetim altında tutuyoruz » ve « birliklerimizin sağlık durumu iyidir ».
Aynı zamanda, bu kapsamdaki bir askeri tatbikatın çevresel etkisi göz ardı edilmektedir. Manevralara 70 ton ağırlığında, 100 km’de 400 litre yakıt tüketerek azami gücü sağlamak için çok büyük bir çevre kirliliğine neden olan, zayıflatılmış uranyum zırhlı US Abrams tankları da katılacaktır.
Bu durum karşısında, Avrupa Birliği ve ulusal makamlar, Dünya Sağlık Örgütü ne yapmaktadır? Sadece ağız ve burunlarına değil, ama gözleri üzerine de maske takmaktadırlar.

TUR -- Manlio Dinucci -- Korku virüsü salgını

Korku virüsü salgını

Koronavirüs tehlikesinin diğer hastalıklara göre abartılması ve başat aktörlerin yanıtının salgından iki ay önce hazırlanmış olması karşısında hayrete düşmemek elde değil. Olanlardan bir sonuç çıkarmak şimdilik mümkün görünmüyor.
 | ROMA (İTALYA)  
JPEG - 34.4 kb
Koronavirüsün hafife alınmaması ve Sağlık Bakanlığı’nın 10 önleyici kuralına uymamız gerektiği dikkate alınarak, bir 11nci kuralın daha benimsenmesinde yarar vardır: korku virüsünün yayılmasının önlenmesi. Bu virüs, haberlerinin neredeyse tamamını koronavirüs’e ayıran RAİ başta olmak üzere, televizyon yoluyla bulaşmaktadır.

Koronavirüs için en büyük alarmı verirken, Yüksek Sağlık Enstitüsü’ne göre 2020’nin 6ncı haftasında İtalya’da yine gribe bağlı akciğer ve kalp damar komplikasyonlarına bağlı olarak ortalama günde 217 ölüme neden olan, çok daha fazla ölümcül bir salgın olan mevsimsel grip gerçeği karşısında suskun kalmaktadırlar. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, İtalya’da bir yılda dünyada yaklaşık toplam 770.000 üzerinden, 700’den fazla insanın (günde ortalama iki) HİV/AİDS yüzünden öldüğü gerçeği hakkında de seslerini çıkartmamaktadırlar.
Koronavirüs üzerinden yürütülen panik yaratan kampanyayla ilgili olarak, olası bulaşma vakalarının numunelerinin incelendiği, Milano’daki Sacco Hastanesi Laboratuarı klinik makrobiyoloji, viroloji ve biyolojik acil teşhis müdürü Maria Rita Gismondo, şu açıklamayı yapmaktadır: « Bu tam bir delilik. Gripten çok az farkla daha ciddi olan bir enfeksiyonu ölümcül bir salgına dönüştürdük. Sayılara bakın. Bu bir salgın değil ». Ancak bilim insanının sesi halkın geneline ulaşmazken, halka açık olması gereken Rai her gün, Mediaset kanallarına ve sadece bunlara da değil, İtalyanlara « Çin’den dünyaya yayılan ölümcül virüs » için İtalyanlara korku salmaktadır. ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un Fox Business ile yaptığı röportajda söylediklerine karşılık gelen gerçekçi bir kampanyadır bu: « Koronavirüs’ün, istihdamın Çin’den ABD’ye geri dönüşüne katkıda bulunacağını düşünüyorum. Çin’de önce SARS vardı, ardından domuz humması ve şimdi de koronavirüs ». New York Times’a göre, « Çin’in kaybı Amerika için bir kazanç olabilir ». Başka bir deyişle, virüs Çin ekonomisi ve zincirleme bir tepkimeyle, ekonomik olarak zarar görmemiş olan ABD’nin, ticaret akışlarındaki düşüşten zaten etkilenmiş olan Asya’nın geri kalanı, Avrupa ve Rusya’nın üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabilir.
Profesör Michel Chossudovsky yönetimindeki küreselleşme araştırma merkezi Global Research, virüsün kökeni hakkında uluslararası uzmanlar tarafından yazılmış bir dizi makale yayınlamaktadır. Bu uzmanlar « virüsün laboratuarda yaratılmış olduğu göz ardı edilemez » iddiasında bulunmaktadır. Bu varsayım « komplo teorisi » olarak düşünülemez ve bu şekilde uzaklaştırılamaz. Peki neden? Çünkü Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin ve diğer büyük güçler, değiştirildiklerinde, nüfusun hedeflenen kesimleri üzerinde de dahil olmak üzere biyolojik savaş ajanları olarak kullanılabilen virüsler üzerinde araştırma yapılan laboratuarlara sahiptir. Bu, genellikle sivil bilimsel araştırma kisvesi altında en yoğun gizlilikle çevrili bir alandır.
Ancak gerçekler ortaya çıkmaktadır: Vuhan’da, Çinli bilim insanlarının Fransa ile işbirliği içinde, Kanada Mikrobiyoloji Laboratuarı tarafından gönderilenler de dahil olmak üzere ölümcül virüsler üzerinde araştırma yürüttüğü bir biyolojik laboratuarın varlığı bilinmektedir. İngiliz Hükümet Enstitüsü Pirbright, Temmuz 2015’te ABD’de, « zayıflatılmış bir koronavirüs » patenti almıştır. Ekim 2019’da, Johns Hopkins Center for Health Security New York’ta bir koronavirüs salgını simülasyonu gerçekleştirdi ve bu senaryoya göre salgın gerçekleştiğinde 65 milyon ölüme neden olacaktı [1]. Ancak yıkıcı sosyo-ekonomik etkilerle yayılan korku virüsünün salgınını simüle edilmemektedir.
[1] “Davos Forumu, Koronavirüs salgınına hazırlanırken”, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 5 Şubat 2020.

Tuesday, February 25, 2020

TUR -- Manlio Dinucci -- Yunanistan, ABD üslerinin bitpazarı

Yunanistan, ABD üslerinin bitpazarı

ABD, Rusya’ya Karadeniz yolunu kesme imkanı veren bir anlaşmayı dayatmak için Yunanistan’ın ekonomik sıkıntılarından ustaca yararlandı. Buna sadece Yunan Komünist milletvekilleri ve müttefikleri karşı çıktılar.

 | ROMA (İTALYA) 




JPEG - 38.6 kb
5 Ekim 2019’da Yunan Savunma Bakanı Nikólaos Panayotópoulos ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Atina’da « Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması »nı (Mutual Defense Cooperation Agreement) imzalarken.
Yunan Parlamentosu, tüm Yunan askeri üslerinin ABD’nin kullanımına açan Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşmasını onayladı. Yunan üsleri, ABD Silahlı Kuvvetleri tarafından sadece silah depolamak, malzeme ve eğitim için değil, aynı zamanda « acil mukabele » operasyonları yani taarruz görevleri için kullanılacak.
US Air Force’un daha önce MQ-9 Reaper insansız hava araçlarını depoladığı Larissa ve US Army’nin Apache ve Black Hawk helikopterlerini konuşlandırdığı Stefanovikio üsleri özel öneme sahiptir.

Anlaşma, Yunanistan Savunma Bakanı Nikólaos Panayotópoulos tarafından « ulusal çıkarlarımıza hizmet ediyor, çünkü Yunanistan’ın ABD’nin planlaması içerisindeki önemini arttırıyor » şeklinde tanımlandı. Yunanistan bu önemi uzun zaman önce kazanmıştır: CİA’nin yönettiği Stay-Behind operasyonu çerçevesinde 1967’de düzenlenen kanlı Albaylar Cuntası darbesini anımsamak yeterlidir [1]. Bu darbe sonrası burada, İtalya’da Piazza Fontana ile birlikte katliamlar dönemi başlatılmıştı [2].
Yine aynı içerisinde, Sicilya’daki Sigonella üssünden bir ABD deniz birliği, Napoli’deki ABD Komutanlığının emriyle Yunanistan’ın Girit Adasındaki Suda Koyu’na yerleşti. Bugün Suda Üssü, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki savaşlarda kullanılan Akdeniz’in en önemli ABD/NATO deniz hava üslerinden biridir. Panagiotopulos’un Yunanistan için büyük bir fırsat olarak duyurduğu üzere Pentagon, Suda Üssü’nde, Larissa’ye yapacağı 12 milyon Euro’ya ek olarak, 6 milyon Euro’luk yeni yatırım yapacaktır.
Öte yandan Başbakan Kiriakos Miçotakis, Atina’nın F-16 filosunun güçlendirilmesi için Pentagon ile Yunanistan’a 1,5 milyar dolara mal olacak bir anlaşma imzaladığını ve aynı zamanda ABD’den F-35 avcı uçağı ve insansız hava aracı alımıyla da ilgili olduğunu belirtiyor.
Yunanistan, Bulgaristan’dan sonra, uzun zamandır GSYİH’nın en yüksek yüzdesini (% 2,3) askeri harcamalara ayıran Avrupa müttefiki olarak öne çıkmaktadır.
Anlaşma ayrıca ABD’ye « Dedeağaç limanının sınırsız kullanımını » taahhüt etmektedir [3] . Bu liman, Ege Denizi üzerinde, Türkiye topraklarını Akdeniz ve Karadeniz’e bağlayan, özellikle Rusya için temel bir deniz geçiş rotası oluşturan Çanakkale Boğazı’nın yakınında yer almaktadır. Üstelik, sınır komşusu Doğu Trakya (Türkiye’nin Avrupa’da kalan küçük bölümü) Rusya’dan Karadeniz üzerinden gelen Türk Akımı doğalgaz boru hattının geçtiği noktadır.
Washington’un halen liman altyapısında gerçekleştirdiği « stratejik yatırım », Dedeağaç’ı, Rus gemilerinin Akdeniz’e erişimini kesecek ve aynı zamanda Pire’yi Yeni İpek Yolu’nun en önemli ikmal noktası haline getirmek isteyen Çin’i engelleyebilecek bölgedeki en önemli ABD askeri üslerinden biri haline getirmeyi hedeflemektedir.
« Dedeağaç, Avrupa’nın enerji güvenliği ve istikrarı için yaşamsal öneme sahip olduğunun » altını çizen ABD’nin Atina Büyükelçisi Geoffrey Pyatt, « Rusya ve Çin gibi kötü aktörleri [4], her şeyden önce enerjiyi kötü niyetli bir nüfuz aracı olarak kullanan Rusya’yı püskürtmek için bölgedeki diğer demokratik ortaklarla birlikte çalışıyoruz » demektedir.
Yunan Parlamentosu’nun merkez sağdan hükümete (Yeni Demokrasi ve diğerleri) 175 lehte ve 33 aleyhte (Komünist Parti ve diğerleri) oyla onayladığı, ABD ile Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması bu çerçevede değerlendirilmelidir. ABD Kongresinin formülüne uygun olarak 80 milletvekili Yunan Parlamentosunda kullanımda olduğu üzere çekimsere eşdeğer olacak şekilde sadece « burada » olduğunu ilan etmiştir. Çekimser olan, Aléxis Tsípras liderliğindeki Radikal Sol Koalisyonu Syriza’dır. Syriza, kendi ekonomisini ucuza satmaya zorlandıktan sonra şimdi sadece askeri üslerini değil, egemenliğinden geriye kalanı da kelepir fiyata elden çıkaran bir ülkede, daha önce hükümette yer alan, şimdi muhalefette olan bir partidir.
[1] « La guerre secrète en Grèce », par Daniele Ganser, Réseau Voltaire, 24 août 2013.
[2] « Quand le juge Felice Casson a dévoilé le Gladio… », par Daniele Ganser, Réseau Voltaire, 17 octobre 2009.
[3] “Rusya’ya karşı yeni ABD üssü Dedeağaç”, yazan Manlio Dinucci, Tercüme Osman Soysal, Il Manifesto (İtalya) , Voltaire İletişim Ağı , 2 Ekim 2019.
[4] “Greece: the N(ATO) Factor”, by Manlio Dinucci, Translation Anoosha Boralessa, Il Manifesto (Italy) , Voltaire Network, 17 April 2016.

TUR -- Manlio Dinucci -- Gün geçtikçe daha da silahlanan « Amerika »nın geleceği

Gün geçtikçe daha da silahlanan « Amerika »nın geleceği

Amerika Birleşik Devletleri federal hükümeti, federal suçların bastırılması ve kovuşturulmasının yanı sıra savunma ve dış politikadan da sorumludur. Yeni bütçe, rolü anayasal olarak federe devletlerin sorumluluğu altında olan büyük ajansları kapatmayı planlamaktadır. Başkan Trump’ın ilk döneminin son yılında ABD birliklerinin « eve geri dönmesi » gerekmesine karşın, askeri harcamalarda hiçbir azaltmaya gitmemeyi tercih etmektedir. Aksine Washington cephaneliğini büyütecektir.

 | ROMA (İTALYA) 

JPEG - 35.2 kb
ABD hükümeti tarafından sunulan Amerika’nın geleceği için Bütçe, Trump Yönetimi’nin 2021 mali yılına (bu yıl 1 Ekim’de başlayacak) yönelik federal bilançoda önceliklerinin neler olduğunu ortaya koymaktadır.
Her şeyden önce, sosyal harcamalar azaltılacaktır: örneğin, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’nın talep ettiği ödeneği % 10 oranında azaltmaktadır. Aynı sağlık otoriteleri Ekim’den Şubat ayına kadar ABD’deki sadece grip vakalarının 330 milyonluk nüfus içerisinde yaklaşık olarak 10 000 kişinin öldüğünü tespit etmektedir. Bu bilgileri aktaran aynı ana akım medyalar, salgının hasarlarını sınırlandırmak için olağanüstü önlemler almayı başaran 1,4 milyarlık bir ülke olan Çin’de koronavirüs yüzünden ölen 1 770 kişi için küresel boyutta alarm ilan etmektedir.
ABD bütçesinin gerekçesinde, « Amerika, başta Çin ve Rusya olmak üzere yeniden dirilen rakip ulus devletlerin meydan okumasıyla karşı karşıyadır » tümcesi okunduğunda, Çinli olan her şey karşısında terör estiren taciz edici medya kampanyasının gerçek hedefleri konusunda şüphe etmemek mümkün değildir.
Çin, « ABD ve müttefiklerine karşı siber silahlarla ekonomik bir savaş yürütmek » ve « ABD’nin güvenlik ve ekonomik çıkarları için kritik olan Hint-Pasifik bölgesini kendine göre şekillendirmek istemekle » suçlanmaktadır. ABD hükümeti, « bölgeyi Çin’in zararlı etkisinden arındırmak » üzere, « Çin Propagandasını ve Dezenformasyonunu Önlemek için Küresel Katılım Merkezi » için 30 milyon dolar kaynak ayırmaktadır. « Büyüyen stratejik rekabet » kapsamında ABD hükümeti, « Bütçenin, Çin, Rusya ve diğer tüm düşmanlara karşı savaş avantajımızı arttıran programların finansmanın öncelik vermektedir ».
Başkan Trump bu amaçla « iç güvenliği sağlamak ve ABD’nin yurtdışındaki çıkarlarını desteklemek üzere bütçemin Ulusal Savunma için 740,5 milyar dolara ihtiyacı vardır » (Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı için 94,5 milyar dolara ihtiyacı olmasına karşın) diye açıklamaktadır.
Askeri pay, deniz aşırı savaş operasyonları için 69 milyar dolar, 10 savaş gemisi için 19 milyar dolardan fazla ve 115 adet F-35 avcı uçağı ve diğer uçaklar için 15 milyar dolar, kara silahlarını güçlendirmek için 11 milyar dolardan oluşmaktadır.
Pentagon’un hipersonik ve doğrudan enerjili silahların, uzay sistemlerinin ve 5G şebekelerinin geliştirilmesine yönelik bilim ve teknoloji programları için 14 milyar dolar gerekmektedir.
Bunlar, Lockheed Martin ve diğer savaş endüstrileri için muazzam karlar oluşturan en gelişmiş silah sistemlerini içeren uzun bir harcama (kamu parasıyla) listesinde yer alan sadece birkaç kalemdir.
Pentagon’un bütçesine ek olarak, diğer bakanlıkların bütçelerinde yer alan askeri nitelikli çeşitli giderler de eklenmektedir. 2021 mali yılında, Enerji Bakanlığı nükleer cephaneliğini korumak ve modernize etmek için 27 milyar dolar alacaktır. Anayurt Güvenlik Bakanlığı da kendi gizli servisi için 52 milyar alacaktır. Gazi İşleri Bakanlığı emekli askerler için 243 milyar (2020’e göre % 10 daha fazla) alacaktır.
Bunları ve diğer kalemleri dikkate alırsak, ABD askeri harcamaları 2021 mali yılında 1 trilyon doları aşacaktır. ABD askeri harcamalarının, diğer ülkelerin çok daha düşük düzeylerde kalan harcamaları üzerinde itici etkisi vardır. Sadece Pentagon’un bütçesini hesaba katarsak dahi, ABD’nin askeri harcamaları Çin’inkinden 3 veya 4 kat, Rusya’nınkinden ise 10 kat daha fazladır. Bu nedenle Beyaz Saray, ABD’nin kısa zaman içerisinde iki tesiste yılda 80 yeni nükleer savaş başlığı üretebilecek durumda olduğunu açıklayarak, « bütçe, ABD’nin hava, kara, deniz, uzay ve siber uzay olmak üzere, savaşın tüm sektörlerinde askeri hakimiyetini sağlamaktadır » açıklamasında bulunmaktadır.
« Amerika’nın geleceği » dünyanın sonu anlamına gelebilir.

Saturday, February 8, 2020

TUR -- Manlio Dinucci -- Silah başına, NATO iki cephede seferber

2013 yılında ortaya konulan eski bir plana uygun olarak Almanya, NATO komutası altında Ortadoğu’da Avrupa birliklerinin konuşlandırılması konusunda Başkan Trump’ı ikna etti. İttifak ise bunu Hint-Pasifik bölgesinde konuşlanmak ve özellikle Tayvan sorununa dayanarak küresel bir örgüt olma fırsatı olarak görmektedir. NATO güvenilirliğini korumak için, Rusya’ya karşı gücünü koruduğunu göstermek durumdadır ve Defender Europe 20 adı altında devasa tatbikatlar düzenleyecektir.

 | ROMA (İTALYA)  

JPEG - 49.7 kb
ABD’nin büyük amfibi gemisi USS Bataan Ortadoğu’ya geri dönüyor. 2002 yılında Savunma Bakanı Colin Powell tarafından gizli hapishane olarak kullanıldı. Farklı savaş alanlarından kaçırılan binlerce savaşçıya, şartlandırılmak ve daha sonra serbest bırakılmak üzere uluslararası sularda işkence uygulandı.
NATOME: Kısaltma yaratma yeteneğiyle övünen Başkan Trump, İttifakın genel sekreteri Stoltenberg’ten talep ettiği NATO’nun Ortadoğu’daki konuşlanmasını daha şimdiden vaftiz etti. Stoltenberg hemen NATO’nun « Ortadoğu’da, özellikle eğitim görevlerinde giderek artan bir rol üstlenmesi » gerektiğini kabul etti. Bu nedenle, Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının toplantısına katıldı ve « çok büyük ilerlemeler kaydetmiş olsak da, IŞİD geri dönebileceği » için AB’nin ABD ve NATO’ya yakın olması gerektiğini vurguladı. ABD bu şekilde Avrupalı müttefikleri, İranlı General Süleymani’nin bizzat Trump’ın onayıyla Bağdat’a iner inmez öldürülmesiyle ortaya çıkarılan kaotik duruma dahil etmeye çalışmaktadır.

Irak parlamentosunun Pentagon’un binlerce paralı askeriyle ülkede bulunan 5.000’den fazla ABD askerinin ülkeden kovulması kararı alması sonrasında Başbakan Abdülmehdi, ABD Dışişleri Bakanlığından askerlerin çekilme prosedürünü görüşmek üzere bir heyet göndermesini istedi. Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin « birliklerin geri çekilmesini değil, Ortadoğu’da yeterli güç tertibatını tartışmak için bir heyet » göndereceği yanıtını verdi ve Washington’da « başkanın müttefiklerin ortak savunmamız için tüm çabaların içerdiği yükü paylaşma arzusuna uygun olarak NATO’nun Irak’taki rolünün pekiştirilmesi » üzerine bir mutabakata varmak üzere olduklarını sözlerine ekledi.
Plan gayet açıktır: Süleymani’nin öldürülmesinden sonra, NATO’nun dahi Irak’taki eğitim görevlerini askıya almasının da ortaya koyduğu gibi, Irak’taki ABD birliklerini, topyekun ya da kısmen Avrupalı müttefiklerin askerleriyle değiştirmek.
NATO, Güney cephesi dışında, Doğu cephesinde de seferberdir. « Avrupa’yı Rus tehdidinden korumak » için, Nisan ve Mayıs aylarında, ABD güçlerinin Avrupa’daki son 25 yılın en büyük konuşlanışına tanık olacak Defender Europe 20 tatbikatına hazırlanmaktadır. ABD’nin 12 eyaletinden gelen birkaç bin Ulusal Muhafız da dahil olmak üzere 20 000 asker, ABD’den gelecek ve halen Avrupa’daki mevcut 9 000 askere katılarak toplamda yaklaşık 30.000 kişi olacaktır. Öte yandan aralarında İtalya’nın da yer aldığı NATO üyesi 13 Avrupa ülkesinden ve iki ortak Gürcistan ve Finlandiya’dan onlarla aynı safta olacaktır. Atlantik’in dört bir yanından gelen silahlara ek olarak, ABD birlikleri 13 000 tank, kundağı motorlu top, zırhlı araç ve ABD’nin Avrupa’da « önceden konumlandırılmış depolarından » gelen diğer askeri araçları kullanacaktır. Zırhlı araçlı askeri konvoylar, uçaklar, helikopterler, insansız hava araçları ve deniz birimleriyle 12 arter üzerinden 4.000 km yol kat edecektir. 173ncü Tugaya bağlı ABD’li ve Folgore Tugayı’ndan İtalyan paraşütçüler Letonya’da birlikte atlayış yapacaklardır.
Defender Europe 20 tatbikatı, Ortadoğu krizinin ağırlaşmasının ardından ABD ve NATO stratejisi içerisinde yeni bir boyut kazanmaktadır. Geçen yıl Ortadoğu’ya 14 000 asker daha gönderen Pentagon, aynı bölgeye Avrupa’daki savaş tatbikatına hazırlanan bazı güçler göndermektedir: 82nci Hava İndirme Tümeni’nden 4 000 paraşütçü (Vicenza’dan birkaç yüz asker de dahil) ve aralarında USS Bataan amfibi taarruz gemisindekiler de yer aldığı 4 500 Deniz Piyadesi. Avrupa’daki tatbikattan önce ya da Ortadoğu’ya başka askerler de gönderilebilecektir. Pentagon, Defender Europe 20’nin planlamasının şimdilik değiştirilmediğini vurguluyor. Başka bir deyişle, 30 000 ABD askeri Avrupa’yı Rus saldırganlığından koruma eğitimi yapacaktır. Yaşanacak olası bir çatışmada tanklar değil ama nükleer füzeler kullanılacağı için bu gerçekleşmeyecek, ama gerilimi arttırmaya ve düşmanlık fikrini körüklemeye yarayacak bir senaryodur.

Sunday, January 19, 2020

TUR -- Manlio Dinucci -- Sadece İran değil, Çin de ABD’nin hedefinde


İran’a özel sorunların dışında, ABD bu ülkenin Çin ile ilişkilerinden de kaygı duymaktadır. Pekin, Asya’da devasa Yeni İpek Yolu projesini gerçekleştirme yolunda Tahran’dan gün geçtikçe daha çok destek almaktadır.

 | ROMA (İTALYA) 



JPEG - 38.4 kb
İranlı General Kasım Süleymani’nin Başkan Trump’ın onayıyla öldürülmesi, Ortadoğu bölgesinin ötesine yayılan bir zincirleme tepkiye neden oldu. Bu eyleme karar veren kişinin niyetleri arasında bu da vardı. Süleymani uzun zamandan beri ABD’nin hedefindeydi, ancak Bush ve Obama onun öldürülmesine onay vermedi. Peki, Başkan Trump neden bunu neden yaptı? Aralarında kendini tehditkar bir düşman karşısında « Amerika »nın yılmaz savunucusu olarak sunarak görevden alınmasını engellemek olmak üzere başkanın kişisel çıkarının da olduğu birçok neden sıralanabilir. Öte yandan Süleymani’yi öldürme kararının temel nedeni, ABD çıkarları için yalnızca son yıllarda kritik önem taşımaya başlayan bir etkende aranmalıdır: İran’da giderek varlığını hissettiren Çin ekonomik varlığı.

İran, Pekin tarafından 2013 yılında başlatılan, inşasının ileri aşamasında olan Yeni İpek Yolu’nda asli öneme sahiptir. Çin ve Avrupa arasında, Orta Asya, Ortadoğu ve Rusya üzerinden geçen, Hint Okyanusu, Kızıldeniz ve Akdeniz’den geçen bir denizyolu ile birleşik, bir karayolu ve demiryolu şebekesi söz konusudur. 60’tan fazla ülkede gerçekleştirilecek karayolu, demiryolu ve liman altyapısı için 1 trilyon dolardan fazla yatırım yapılması planlanmaktadır. Çin bu bağlamda İran’da, 280’i petrol, gaz ve petrokimya sanayinde, 120’si doğalgaz ve petrol boru hatları dahil ulaşım altyapısında olmak üzere toplamda 400 milyar dolar tutarında yatırım gerçekleştirmektedir Beş yıllık bir sürede gerçekleştirilen bu yatırımların daha sonra yenilenmesi de öngörülmektedir.
Enerji sektöründe, halka açık bir şirket olan China National Petroleum Corporation, dünyanın en büyük doğal gaz rezervi olan Basra Körfezi’ndeki South Pars açık deniz petrol yatağının geliştirilmesi için İran hükümetiyle bir sözleşme imzaladı. Buna ek olarak, başka bir Çinli şirket olan Sinopec (dörtte üçü devlete ait), West Karoun petrol sahalarındaki üretimi geliştirme işini üstlendi. ABD ambargosuna meydan okuyan Çin, İran’dan petrol ithalatını arttırmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri için daha da kötüsü, Çin ile İran arasındaki bu ticari anlaşmalarda –ve diğerlerinde–, doların gittikçe daha da fazla dışlanarak, Çin renminbi ve diğer para birimlerinin artan bir şekilde kullanılması öngörülmektedir.
Çin, ulaştırma sektöründe, tüm ağı 2025 yılına kadar elektriklendirmeyi öngören proje kapsamında İran demiryolu hatlarının 900 km’sinin elektrifikasyonu için bir sözleşme imzaladı ve muhtemelen ayrıca 400 km’den fazla olan yüksek hızlı hat için de bir başka sözleşme imzalayacaktır. İran hatları, halihazırda Çin ve İran arasında faaliyette olan ve deniz taşımacılığında 45 gün olan mal taşıma süresini 15 güne indiren, 2 300 km’lik hatta bağlıdır. Yeni İpek Yolu’nun ulaşım altyapısı bu yolla, Ankara’ya kadar varan 2 500 km’lik bir doğalgaz boru hattının başlangıç noktası olan İran’ın kuzeybatısındaki büyük bir sanayi kenti olan Tebriz üzerinden Avrupa’ya ulaşabilecektir.
Çin ve İran arasındaki anlaşmalar askeri bileşenlerle ilgili değildir, ancak bir İranlı kaynağa göre, tesisleri korumak için inşaat şirketleri tarafından güvenlik hizmetlerinde istihdam edilen yaklaşık 5 000 Çinli koruma görevlisine gereksinim olacaktır. Aralık ayının sonunda Umman Körfezi’nde ve Hint Okyanusu’nda İran, Çin ve Rusya arasında gerçekleştirilen ilk deniz tatbikatının gerçekleşmesi de anlamlıdır.
Bu arka plan üzerinde, Washington’da Süleymani’nin öldürülmesine neden karar verildiğini daha iyi anlayabiliriz: İran üzerindeki mengenenin daha da sıkılabilmesi ve onu, ABD’nin ekonomik alanda karşı çıkabilecek durumda olmadığı Çin’in Yeni İpek Yolu projesiyle birlikte vurabilmek için, Tahran’ın askeri misillemesi kışkırtılmak istenmiştir. Dolayısıyla Süleymani’nin öldürülmesiyle tetiklenen zincirleme reaksiyon, Çin ve Rusya’yı da içermekte ve giderek daha da tehlikeli bir durum yaratmaktadır.

Saturday, January 11, 2020

TUR -- Manlio Dinucci -- Ortadoğu’daki gerçek nükleer tehdit nedir?

İran’ın General Kasım Süleymani’nin öldürülmesine misilleme olarak 5+1 (JCPoA) nükleer anlaşmasından çekildiğini açıklaması, ABD zaten daha önce anlaşmadan çekildiği için hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. İsrail’in gerçek bir nükleer cephaneliğe sahip olması ve ABD birliklerinin Ortadoğu’dan geri çekilmesi durumunda bunu kullanma eğilimi çok daha kaygı vericidir.

 | ROMA (İTALYA)  

JPEG - 53.3 kb
« İran nükleer anlaşmasına uymuyor » (İl Tempo), « İran nükleer anlaşmasından çekiliyor: atom bombasına doğru bir adım daha » (Corriere della Sera), « İran atom bombalarını hazırlıyor: nükleer anlaşmasına elveda » (Libero): General Kasım Süleymani’nin Başkan Trump’ın talimatıyla öldürülmesinden sonra İran’ın, 2015’te 5+1 grubuyla (ABD, Fransa, Birleşik Krallık, Rusya, Çin ve daha sonra Almanya) vardığı mutabakatla öngörülen uranyum zenginleştirilmesine ilişkin kısıtlamaları artık kabul etmeyeceği yönünde verdiği kararı tüm medya kuruluşları bu şekilde sundu.

Dolayısıyla bu « haber » kuruluşlarının Ortadoğu’daki gerçek nükleer tehdidin ne olduğu hakkında hiç şüphelerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. 2018’de, İsrail’in « İran’ın yönetimindeki şer eksenine Batı’nın teslimi » olarak tanımladığı anlaşmadan ABD’yi geri çekenin Başkan Trump olduğunu unutmaktadırlar. Ortadoğu’da, İran tarafından onaylanan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na dahil olmadığı için hiçbir denetime tabi olmayan İsrail olmak üzere sadece tek bir nükleer güç olduğu gerçeği hakkında hiçbir şey söylememektedirler.
Kalın bir gizlilik ve omertà (suskunluk yasası-ç.n.) ile çevrili bulunan İsrail cephaneliğinin 80 ila 400 nükleer savaş başlığı, yüzlerce daha fazlasını üretmek için yeterli miktarda plütonyumdan oluştuğu tahmin edilmektedir. İsrail’in yeni nesil nükleer silah yapımında kullandığı bir radyoaktif gaz olan tritium ürettiği de muhakkaktır. Bunların arasında İsrail’in yakınındaki hedeflere daha uygun olan, daha düşük bir radyoaktif kirlenmeye yol açan mini nükleer silahlar ve nötron bombaları da bulunmaktadır. İsrail’in nükleer savaş başlıkları, Jericho ile 8 ila 9 000 km menzile ulaşan balistik füzeler üzerinde fırlatılmaya hazır durumdadır. Almanya, İsrail’e (hibe ya da indirimli fiyattan) yaklaşık 1 500 km menzilli Popeye Turbo nükleer füzelerini fırlatacak şekilde modifiye edilmiş dört adet Dolphin sınıfı denizaltıyı teslim etmiştir. Sessiz ve bir hafta boyunca su altında kalabilen bu denizaltılar, 24 saat boyunca nükleer saldırıya hazır durumda, Doğu Akdeniz, Kızıldeniz ve Basra Körfezinde seyretmektedirler.
ABD, İsrail’e daha önce 350 adet F-15 ve F-16 avcı bombardıman uçağı tedarik etmiş, yine aynı şekilde nükleer ve konvansiyonel olmak üzere çifte yetenekli en az 75 adet F-35 avcı uçağı tedarik etme sürecindedir. İsrail’in ilk F-35 filosu Aralık 2017’de faaliyete geçmiştir. İsraël Aerospace İndustries, F-35’leri radarlar için görünmez kılan kanat bileşenlerini üretmektedir. İtalyan F-35’lerine de uygulanacak olan bu teknoloji sayesinde İsrail, nükleer güçlerinin saldırı yeteneklerini pekiştirmektedir.
JPEG - 27.7 kb
Eski genelkurmay başkanı, daha sonra Dışişleri Bakanı olan Colin Powell’in elektronik postasından bir bölüm
ABD eski Dışişleri Bakanı Colin Powell’in 2015 yılında vurguladığı gibi [1] 200 nükleer silahı İran’a yönelten İsrail, İran’ın günü geldiğinde, bugün dünyada düzinelerce ülkenin sahip olduğu bir yetenek olan, nükleer silah üretmesini sağlayacak bir sivil nükleer program geliştirmesini engelleyerek, Ortadoğu’daki atom bombası tekelini korumaya kararlıdır. Uranyumun işlenmesi döngüsünde, parçalanabilir maddenin sivil ve askeri kullanımı arasında net bir sınır yoktur. İsrail, İran’ın nükleer programını engellemek için her türlü yöntemi kullanmaya kararlıdır. 2010 ve 2012 yılları arasında İranlı dört nükleer bilim insanının öldürülmesi, muhtemelen MOSSAD’ın eseridir.
İsrail nükleer kuvvetleri, üye ülke olmamakla birlikte İttifak’ın Brüksel’deki merkezinde bir daimi temsilciliği bulunan İsrail ile « Bireysel Ortaklık Programı » çerçevesinde NATO’nun elektronik sistemine entegre edilmiştir. ABD-İsrail Juniper Cobra 2018 tatbikatında test edilen plana göre, ABD ve NATO güçleri, İran’a karşı bir savaşta İsrail’e destek olmak üzere Avrupa’dan geleceklerdir [2]. Bu savaş, Irak’ın Osirak tesisine karşı gerçekleştirildiği gibi, İran’ın nükleer tesislerine karşı bir İsrail saldırısıyla başlayabilecektir. Jerusalem Post [3], İsrail’in özellikle F-35’ler ile kullanılabilecek, İran’ın Fordo nükleer tesisini vurabilecek, yeraltı sığınaklarına karşı nükleer olmayan bombalara sahip olduğunu teyit etmektedir. Ancak İran, nükleer silaha sahip olmasa da, ABD ve NATO saldırıları sırasında, Yugoslavya, Irak ya da Libya’nın sahip olmadığı bir askeri misilleme yeteneğine sahiptir. Bu durumda İsrail, öngörülemeyen sonuçlar doğurabilecek bir zincirleme reaksiyonu tetikleyecek şekilde nükleer silah kullanabilecektir.
[1] “İsrail: İran’a doğru yönlendirilmiş 200 nükleer silah”, yazan Manlio Dinucci, Tercüme Osman Soysal, Il Manifesto (İtalya) , Voltaire İletişim Ağı , 15 Mayıs 2018.
[2] « Sous l’emprise des USA et de l’Otan », par Manlio Dinucci, Traduction Marie-Ange Patrizio, Il Manifesto (Italie) , Réseau Voltaire, 13 mars 2018. Et « Droit de réponse de l’Otan, réplique de Manlio Dinucci et commentaire du Réseau Voltaire », 17 mars 2018.
[3] “Would Israel still need US bunker busters for attacking Iranian nukes?”, Yonah Jeremy Bob, Jerusalem Post, January 3, 2020.